30 yaş sendromu. Böyle bir şey sahiden var mı yoksa psikologların uydurduğu bir metafor mu. Bence yok. Peki hiç mi yok. Şöyle var. Diyelim 30 yaşına geldiniz ve bir mesleğiniz yok. Ya da mesleğiniz var da iş bulamadınız işiniz yok. Buyrun sizi bunalıma şurdan alalım. Tamam da bir insanın işi yoksa ve bundan sebep bunalımdaysa bunun yaşla ne ilgisi var. Sonuçta 20sinde de olsa 40ında da olsa kişi iş aradığı halde işsizse zaten otomatikmen bunalımdadır da. Ha denebilir ki 40ındakinin yatırımı iradı falan vardır ordan idare eder, 20sindeki de pederden destek görür kısmen falan. Olabilir. Ama bu halde bile o kişi bunalımdan azade değildir yani bu da böyle biline.
30u bunalımlı yapan şudur biraz. Artık baba olmak istersiniz anne olmak istersiniz, bi yuvanız düzeniniz olsun istersiniz ama olduramazsınız çoğu zaman. Kafanıza gönlünüze göre eş bulamazsınız, garantili iş bulamazsınız. Aileniz de sizi anlayacağı yerde sanki siz gönülsüzmüşsünüz gibi pres yapmaya başlar, iş yönünden de adınız balta ve sapla aynı cümlede geçmeye başlar falan can sıkıcıdır bunlar tabi. Kolayına bugünden yarına savamazsınız da başınızdan. Konu hep güncelliğini korur bi şekilde.
30u bunalımlı kılan bir diğer şey de diyelim görece iyi bir fakülte bitirdiniz ama gerek kriz gerekse başka sebeplerden atanamadınız ya da iş bulamadınız. Orta okulda iş beceremez diye sanayiye ne bileyim çıraklığa verilen tanışlarınızın mekan işlettiğini passata bindiğini falan görürsünüz. Çocuğunu da sever bi güzel karşınızda. Ev muhabbeti açar araba muhabbeti açar. Siz öyle apışıp kalırsınız. Markette 6lı yumurtanın 2,75 lira olduğunu bilmenin hüznüyle. Adamın Tolstoy'dan haberi yoktur fotosentez desen o ne der ama para ondadır. Toplumda makbul kişidir. Teyzeler için ideal damattır. Yine de bilen olmayı hiçbir şeye değişmem de sonuç olarak 30larında entelektüel bir işsiz olmak herkes için zordur.
Bir de şunu anlıyor oluyorsun. Hani vardır ya bilgisayar oyunlarına kafayı takan tipler kulağında kulaklık, online savaş-strateji oyunu falan. Ya da dostlarla her akşam kafayı çeken akşamcı tipler. Ya da elinden gelse 7×24 okeye gömülecek tipler. Bunlar bi süre sonra mallaşıyor genelde kendileri fark etmese de. Tabi kınamış olmayayım da. İşte böyle kendi kendini uyuşturanları anlıyor insan. Çünkü her an kendiyle yüzleşmek, otuzunda bir hiç olduğuna şahit olmak bünye için zor bir sınavdır.
Sonuç olarak 30lu yaşlar hem güzel hem zor yaşlardır. Eğer işsiz ve gelirsiz hatta Allah korusun geleceksizsen her yaş zordur.
Kuvvetli bir iman ya da belki tutarlı sağlam bir hayat görüşü olmadan atlatılması bence çok zor.
Şu da bir gerçek ama. Bunalıma katkısı var mıdır yok mudur emin değilim de 30larla birlikte gençlik ışıltısı ve o güzellik hafiften demir almaya başlıyor. Göz göre göre gidiyor canına yandığım. Tabi tipin oturaklaştığı da oluyor da 20lerdeki o canlı kanlı yüz kalmıyor. Kırışıklıklar, seyrelmiş saç ve kilo valiziyle gelip usul usul kurulmaya başlıyor simanıza. Bunu bilmek ve kabullenmek acı verse de kaçarı çaresi yok.
No comments:
Post a Comment