Evet geceyi yarılayıp loş ışığı da yaktığıma göre bi şeyler karalama vakti gelmiş demektir. Bir iki döngü de Çamur'dan Sergüzeşt parçasını dinlemişim bi güzel. Suriyeli komşularım da bugün biraz sessizler, sanırım misafirliğe gittiler veya misafirler bugün gelmedi. Neyse konumuza dönersek.
Diyelim ki Moda'da geziyosun. Adaları gören yüksek tavanlı şık apartman daireleri. Muhit güzel ambiyans güzel. Balkonları da süslü püslü. Zevk sahibi oldukları sanata aşina oldukları perdesiz pencerelerinden görülüyor. Gerçi deniz/boğaz manzarası dururken bu evlerde televizyonun seyredildiğini görmek hep biraz içimi burmuştur ya neyse. Neyse ne diyoduk. Ha kapıda son model araba. Parasal anlamda sıkıntısız insanların yaşadığı çok belli. O anda "Ulan hayat da bunlara güzel ha" repliği insanın içinde beliriyor gayriihtiyarı. Haksız da sayılmaz hani. 500bin dolarlık evde 100bin dolarlık eşyayla ve kapıda da 50bin dolarlık arabayla bezeli bir yaşam göz kamaştırır bir nebze. Bunda yalan yok. Benim itiraz ettiğim nokta bu insanların bu imkanlara mirasla ya da piyangoyla erişmiş oldukları yanılgısı.
Ne bileyim belki adam yıllarca üçüncü sınıf ülkelerde ataşelik yapmıştır, ya da gençliğini laboratuarlara gömmüş yetkin bir kimyagerdir, belki on saatlik ameliyatların doktorudur.. Yani tamam bir servet edinmiş ama bu serveti kolay edindiği ne malum. Bir makale için altı ay izin alıp hücrevari kabine kapanıp gecesini gündüzünü bi konuya adayan akademisyenler var. Ya da okyanus aşan kaptanlar falan. Yani o mülkleri edinenlerin de en az bir fakir kadar çile çekmedikleri ne malum. Ticaret bile yapıyor olsa o bile iflası göze almış parasını riske etmiş demektir. O da takdire şayandır. Demem o ki bir şarapevinde bin dolarlık şarap açıp son derece mutlu görünen adamı da kınamamak lazım. Belki aylar süren bir M&A operasyonunu başarıyla sonuçlandırmış bir avukat, muhasebeci veya ceo'dur. Çok ter dökmüş, stres yaşamış belki uykusuz geceler geçirmiştir.
Tabi bir dizide ucuz pozlar kesip sırf görüntüsünden iyi paralar kaldıranlar da var ama onlar da her an yeni projede yer almamanın, papucu dama atılmanın vs kaygısını yaşarlar.
O yüzden böyle muhitlerin özellikle de yaşlı sakinlerini ayıplamamaya ve onlara çok da özenmemeye çalışıyorum. Sonuçta bi şeyler edinilmişse de bedeli peşin ödenmiştir gerek eğitim gerekse de efor sarfedip, risk üstenip, eser üretilerek.
Tam bu sırada komşunun küçük çocuğu arapça ağlıyor.