Tıpçılara uygulanan şiddet kınanmayı fazlasıyla hak ediyor. Bu tartışma dışı bir konu. Değil tıpçı hiçbir meslek erbabı yaptığı işin muhataplarınca ya da onların yakınlarınca şiddet, taciz, tehdit vs görmemelidir. Buna engel olmak ve yaptırımlar getirmek, halkı bilinçlendirmek yetkililerin asli görevlerindendir.
Bunları dedikten sonra tıpçılara biraz da eleştirel bakalım şimdi de. En baştan başlarsak. Bir fen liseli. Müthiş bir analitik yeteneğe sahiptir, hangi işe el atsa piri olur. Adamakıllı yetiştirilse mis gibi bilim adamı olur, oxfordlardan stanfordlardan kabul alır. Nobel kovalar bildiğin. Ama bizde noluyor, işsiz kalırım olmadı ucuza çalıştırılırım kaygısıyla -ki haksız sayılmaz- gidip tıp yazıyor. Şimdi bu çocuk naptı, lisede yalnız kendi gibileriyle takıldı. Zaten o okulun kontenjanları da az. Mutludur halinden de memnundhr. Kalabalık ihtiyacını da twitterdan instagramdan karşıladı. Ama kimsenin hayatına dokunmadı derdini dinlemedi şehir/ülke gezmedi. Sosyal sorumluluk projesine katılmadı. Kimseye dokunmadı yani. Bilimin gediklisi hayatın cahili bi yerde. Kendi küçük dünyasında test çözüp kitap bitirip denemelere girdi. Bunlar da az şey değildir gerçi de.
Sonra tıp seçti. Belki kendi yaşadığı ildekini. Müthiş bir ders yükü. Hafta içi hemen her gün 8'den 3'e devam zorunluluğu olan derse girdi. Akşam da öğrendiklerini pekiştirmeye çalıştı. Aldığı slaytları yaladı yuttu. Yine çevresendike üç-beş kişiyle takıldı. Kantinciyle bile muhatap olmadı. Hoca dedikodusu, ders muhabbeti hepsi o kadar. Ailesi ve birkaç arkadaşıyla zirvedeki yalnızlığını devam ettirdi. Sevgili de yapmadı ya da yapamadı. Ve mezuniyet geldi çattı.
Kuralar çekildi, hiç tahmin etmediği bilmediği bi yer çıktı. Zaten az olan üç beş arkadaşından da ayrı düştü. Gittiği yerde ucuz ruhlu insanların eğlencesi olan dedikodu gırla. Kendini uyanık zanneden halkla aynı odada birebir iletişim durumu doğdu. Kimi rapor ister kimi ilaçlarını yazmasını..Tabi bu arada maaşlar tıkır tıkır yatar +5bin. Harcayacak yer de olmadığından bankada birikir. Akşamları da TUS'a bakmak lazımdır adam gibi bir yerde çalışmak için. Ve doktor yerine konmak için.
Bu kadar yaşanmış hikaye yeter, şimdi sonuçlara gelelim
-Tıpçılar liseden itibaren halktan izole yaşıyorlar belki mecburen. Bu yüzden iletişim yetenekleri iyi gelişmiyor.
-Ders yükünden kitap okumuyor tiyatro sosyal proje ve gezilere dahil olmadıkların kültürel anlamda fakir kalabiliyorlar
-Mezun olur olmaz iyi gelire kavuştukları için alt sınıfla empati kurmakta zorlanıyorlar. İş aramayı, kovulmayı, patron baskısını, aile çevre baskısını, ay sonunu getirememeyi, faturaları dert etmeyi, kiraların fahişliğini bu gibi can sıkıcı konuları hiç tecrübe etmediklerinden halka yabancılaşıyorlar
-Halkı küçümsemeye başlayabiliyorlar
-Hep hasta gördüklerinden acıya duyarsızlaşabiliyor, empati yeteneklerini kaybedebiliyorlar.
-Ruhsal altyapıları yetersiz olduğundan interne, yeni asistana (lakap bile takılmış "çömez" diye) manevi şiddet uygulamakta beis görmeyebiliyorlar.
-Eleştiriye kapalı olabiliyor, hatta tenkidi hakaret sayabiliyorlar.
-Mesleki ilerlemeyi angarya addedebiliyorlar.
Sonuç olarak doktorlarımız kıymetlidir ama bazı eksikleri de kanaatimce yok değil. O samimiyet ve sıcaklığı hiç yitirmemeleri temennimdir. Burda bahsettiğim kusurlardan uzak nice doktorlar da vardır bilirim. Her şeyin en iyisini hedeflememiz dileğiyle..