Bi kere şunu kabul edelim, Boğaziçi apayrı bi dünya. Hele ki liseden yeni gidenler için tam bi şok etkisi. Bunları niye diyorum, şunun için: Boğaziçi size birey olduğunuzu hissettiriyor. Özel olduğunuzu. Öyle endüstri bölümü, elektronik bölümü gibi uçuk bölüm öğrencisi olmanıza da gerek yok. Gerek hocalar gerek personel gerçekten çok kibar. Bi de özgürlükçü. Zaten ne demişler "Özgürlük zeki toplumlarda güzel sonuçlar doğurur." Gerçekten Boğaziçinde kimseye zarar vermemek şartıyla istediğiniz fikre ilişkin faaliyet yapabilirsiniz. Tabi şiddeti övmemek şiddete yönlendirmemek gibi doğal kayıtları var bunun da. Bunun haricinde Boğaziçinde alanında uluslararası yetkinliğe sahip hocalardan ders alırsınız. Yale'den Stanford'da efendime söyliyim University of Chicago'dan falan mezun hocalardan ders almanız işten bile değil. Bi de Boğaziçinde şunu çok duyarsınız "MIT'den kabul aldım, Cambrigde staj yapacam" gibi ifadeleri sıkça duyarsınız. Bu bahsettiğim üniler dünyada ilk 50de aşık atan üniler yani. Bu anlamda Boğaziçi size Türkiye ile yetinmemenizi, dünya vatandaşı olmanızı dünyayla yarışmanızı alttan alta salık verir. Söylemeye gerek var mı bilmem ama Boğaziçinde kazanacağınız ingilizce ingilterede 3 yıl yaşamaya denk bence. Yani o derece ilerler ingilizceniz. Böylece gerek internetten gerekse yabancı kaynaklardan yararlanma katsayınız müthiş artar. Bunun yanında ikinci bir yabancı dil öğrenmeniz de kolaylaşır. Boun size bu imkanı da açtıģı derslerle bedava sunar. Tabi boş kota bulabilirseniz. Rağbet çok çünkü. Tabi şunu da söyleyeyim Boun demek çok çalışmak demek. Curve de var zaten. Bunu da unutmayın. Bounda sistem oturmuştur, acı sürprizlerle karşılaşmazsınız. Ders seçimi, danışmanlık, hoca projesinde yer alma, öğrenci işleri, burs ofisi, yurt müdürlüğü hepsi kuralları belli bi şekilde çok titiz çalışır. Sizi ilgiyle dinleyip her ne yapılması gerekiyorsa itinayla yaparlar. Bounun sosyal imkanlarını saymaya gerek var mı bilmiyorum. Fitnessi kapalı açık yüzme havuzu çim sahası yurtları kafeteryaları kantinleri basket sahaları o meşhur çimleri manzarası petekleri stepsleri kütüphanesi çalışma salonları.. Bunların hiçbiri atıl değildir, hepsi hayatınızın bi parçası olur. Yine sporfestleri, taşoda konserleri, etkinlikleri, klasik müzik konserleri, seminerler, tiyatrosu, açık hava sineması vs de boldur. Zaten istanbulun kendisi de bu gibi faaliyetler için yeterli olanak sunuyor. Kısacası boğaziçini eğer hakkını vererek okursanız yani çok çalışır ve etkinliklerden nasipsiz kalmamayı bilirseniz ordan edineceğiniz birikim ve network size bi ömür boyu yeter.
No comments:
Post a Comment