Peki İstanbul'dan ayrılmanın güzel yanları yok mu? Bence var.
Bi kere her gün 24 saatinizin ortalama 2-3 saati trafikte heba olmuyor. Maslaktan zincirlikuyuya misal bir saatte gelmek durumunda kalmıyosunuz ki yürüyerek o kadar sürmez. Gerçi smartphonelar çıkalı beri trafikteki atıl zamanlar da görece değerlendirilebilir oldu. Bi şeyler okuyup, yazıp, izleyebiliyosunuz. Eskiden daha fenaydı yani. Yine de trafikte geçen süre ömür törpüsüdür. İnmesi binmesi aktarması, otobüsü ışığı beklemesi, sahil yolunun köprü ağzının kitlenmesi, yağmurlu havalardaki yavaşlama of of. Bu boşa harcanmayan vakti gittiğiniz yerde kendinize yatırım yapmak için kullanırsanız iki üç yılda ekstradan bikaç yeteneğiniz daha olmuş olur. Müzik aleti çalmak, site kurmak, branşınızda ilerlemek gibi. İstanbuldan çıkınca fakirliğinizi daha az hissedersiniz. Bi swiss otel her daim gözünüze çarpmaz, bi yük gemisinin armatörü olmadığınızı farketmezsiniz, beşiktaşın orta yerinde büfe işletmiyor oluşunuzu, bmw maserattiye binmiyo oluşunuzu, etilerdeki bilmem ne et lokantası önündeki kuyruğa dahil olmayışınızı.. Bunların hiçbirini farketmez orta halli bi zengin olduğunuz yanılsamasına kapılıp geçinip gidersiniz. Damacanaya para vermezsiniz, iline göre belediyenin çektiği doğal sular olur. Ordan bidonlarınızı doldurur çayınızi çorbanızı onla yaparsınız. Kalabalık noktalarda tedirgin olmazsınız. Zaten bir taşra kentinin en kalabalık yeri en fazla ne kadar kalabalık olabilir ki. Gereksiz kalabalıklara da maruz kalmazsınız. Ortaköyün, kız kulesi sahilinin, kadıköy rıhtımın her yerin ama her yerin o vıcık vıcık gereksiz kalabalığına. Özel tiyatroların gereksiz pahalı bilet fiyatları, konserlerin ücretleri, güzel ürünler sunan mağazaların mallarındaki uçuk etiketler, sinemaların haftasonu fiyat şişirmesi sizi ilgilendiren konular olmaktan çıkar. Etraftaki herkesin paşa torunuymuşçasına zengin oldukları yanılsaması da sizi terk eder. Dakikada 15 defa mutlu çift pozuna da maruz kalmazsınız. Ki özünde içiboş koftiden ilişkilerdir bunlar. Yine de dışardan süslü görünür ve yalnızlığınızı yüzünüze şamar gibi vurur. İşte onlar artık yoktur. Varsa bile nisbeten azdır. Adres sormak yoktur, vapuru kaçırmak da keza. Hergün önünden geçtiğiniz ve artık aile bildiğiniz meşhur yapıların yandığı, yıkıldığını, kiralandığını görmeniz de söz konusu olmaz. Taksiye binerken dedirgin olmazsınız yolu uzatır mı, adresi bilmiyormuş numarası yapar mı diye. Çünkü zaten taksiye binmezsiniz, gerek yoktur. Yutup, twitter, instagram ve chrome adres çubuğuyla dünyaya entegresinizdir zaten. İstanbulda olmak artık şart değildir. Derbi trafiği de sizi ilgilendirmez bu saatten sonra. Arkadaştan çok akrabaya yönelirsiniz. Düğün ve taziyelerin gediklisi olursunuz. Gıdaların doğalına bir adım daha yaklaşmış olursunuz. Azla yetinmeyi öğrenirsiniz.
No comments:
Post a Comment