Hayat ne garip ya gerçekten. Şimdi loş bir odada tek başıma anadolunun kendi halinde bir şehrindeyim. Ama.. Aması var bir de bunun.
O bebek sahilde yürüyen ben miydim belki binlerce kez. İstinyeden beşiktaşa yürüyen. Aradaki japon bahçesini gezen. Ünlülerle rastlaşan, köpeğini gezdiren sportif taytlı mega zenginlere aşina olan. Şileplerin oluşturduğu dalgaların sabırla sahile yollanmalarını izleyen. Sahildeki seyyar çaycıdan taze simit bayat çay alan. Yürüyen yürüyen.. Bi gün sağlamından param olursa şu balık restoranlarını elden geçiricem diye hayal kuran. Cumartesi akşamı taksim heykelinin ordan bir sel gibi akan istiklal kalabalığına mest olmuşçasına dahil olan. Hiç bir partiye davetli olmasa da, yanında bir bara girmesi için lazım olan dam bulunmasa, zaten alkol kullanmasa da bu kalabalığa eşlik etmekten müthiş zevk alan.. Cebinde tavuk döner-ayrana anca yetecek parası olsa da, Can kitapevini sanki 3-5 kitap alacakmış gibi iştahla gezen karıştıran.. Gerçi kitabı bi beğenelim de kütüphaneden zaten alırız. Tünele varıp ordan u dönüşü yapan.
Aslına bakılırsa bunlar o yıllarda çok rutin aktiviteler. Ama insanın yaşı 18-23 arası olunca aşırı keyif veriyor niyeyse. Biraz da aktüel olmalı sanırım. Misal hilmi yavuz'u görmüştüm de bi keresinde, ne kadar mutlu olmuştum. Halbuki yanımdan öylece geçip gitmişti vitrinlere baka baka. Yaşla gençlikle biraz da ilgi alanıyla alakalı sanırım o gereksiz sevindirik hal. Sonra beşiktaşın çarşısı sahili kitapevleri. Bunları ben mi yaşadım ya. Hiç inanamıyorum. Keşke eski günleri kavanozlayıp kaldırabilsek turşu gibi. Bazılarının resmi var ama. İnsan yine de inanamıyor o günleri yaşadığına. Tıpkı bir hayal gibi, unutulmaya yüz tutmuş rüya gibi. Zamanın geçmesi güzel de bi yerde, sonuçta acıları öfkeleri silip süpürüyor bulutları dağıtan rüzgar gibi ama. Ama o güzel günleri nereye götürüyor hiç bilen yok. Güzeldi, mutluyduk hala da görece mutluyuz da. Demek ki başka oluyomuş sahiden de. 18-25 yaş aralığının enerjisi, kendinden menkul sevinci. Anın kıymetini bilmek lazım da bilsen de bilmesen de mazi oluyor. Şu an 70 yaşında olsam demek ki daha fena olacaktı. Tonlarca tonlarca anı. Var yaşanmış ama yok da gibi. Yazsan da kayıt altına alsan da ne fayda.
Her neyse demem o ki, o eski güzel günleri benim yaşadığıma, o şahane yerleri benim gezdiğime, o güzel insanları benim tanıdığıma hatta dokunduğuma hiç mi hiç inanamıyorum. Zaman ne sihirli bir mefhum.
No comments:
Post a Comment