Friday, September 13, 2019

Biraz kişisel olacak ama

Kendimi artık bütün zevkleri tatmış ve bıkmış gibi hissediyorum. Sanırım 20li yaşlarımda her şeyi çok hızlı tükettim ve tükettikçe de tükendim. Hani bir kıyafeti çok beğenirsiniz de onu giyince ortamların en on numarası olacağınızı düşünürsünüz. Gün gelir nasip olur giyersiniz de ama hiçbir şeyin değişmediğini görürsünüz. Sonuç koca bi disappointment. Dediğim şey de aynen öyle. En güzel manzaralar, pahalı giysiler, lüks mekanlar, cool ortamlar, ünvanlar, ne bileyim her şey ama her şey. Hiçbiri hayata anlam katamıyor. Tutkulu aşklar, çapkınlıklar, müzikler, eğlenceler ve sınırsız özgürlük.. Hiçbiri çok da matah değilmiş. Belki de eksikliğinde gözümde büyütmüşüm de sonra yaşayıp anlamsızlığını görünce bu hayal kırıklığı kalmış elimde. Şu an galatada yüksek tavanlı tarihi evimde yatağımda oturuyor olsam ya da boğazda tribleks yalımın serin bahçesinde sandalyeme kurulmuş olsam.. hepsi şu anki evimle bir bence. Hiçbir farkları yok. Dışardan bakan nadanlar farklı sansa da yok. O yüzden hiçbir şeyi tutkuyla arzu etmemek gerektiğini, hırsın bu kısa ömür için tamamen gereksiz olduğunu gördüm. Plazalar da gördüm villalarda da vaktim geçti, hiçbiri mutluluğun ve içsel tatminin garantisi değilmiş bilhakkın anladım. Önemli olan içsel derinleşme ve ruh duruluğunu hep korumaya çalışma. Gerisi hikaye.

No comments:

Post a Comment